Öğle Yemeği
DALGANIN GÜCÜ

DALGANIN GÜCÜ

Nisan dokuz yaşında, meraklı, hayat dolu bir kızdı. Ailenin tek çocuğu olduğundan komşusu Defne’yle oyun oynamaya, yeni şeyler keşfetmeye bayılırdı. Yine bir şeyler keşfetmeye çalıştıkları bir gün Defne’nin yurt dışında yaşayan, kısa bir süre için İzmir’e gelen teyzesi onlara origami sanatını öğrenmek isteyip istemeyeceklerini sordu. Nisan ve Defne gibi yeniliklere hayran iki arkadaşın bu soruya “hayır” demeleri olanaksızdı. Hep birlikte bahçedeki masaya oturdular. Defne’nin teyzesinin kâğıtlara verdiği şekilleri dikkatle izlediler. Kısa süre içerisinde işin tekniğini kavrayan Nisan, kâğıttan pek çok şey oluşturmuştu. Fakat yaptıklarının içerisinde en çok renkli kâğıtlardan yaptığı yelkenliyi sevdi.
Yelkenliyi yanından ayırmayan Nisan, ailecek denize gittikleri bir gün onu kıyıdan hafifçe denize bıraktı ve onun yüzüşünü izlemek istedi. Tam o sırada denizde hafif bir dalgalanma oldu. Nisan’ın yelkenlisi yavaş yavaş kıyıdan uzaklaşmaya başladı. Nisan, yelkenli için endişelenmek yerine buna neden olan şeyi bulmaya çalıştı. Evet, evet… Yelkenlisini kıyıdan uzaklara götüren dalgalardı.
Nisan o günden sonra dalgaların büyüsüne kapıldı. İnternetten, kitaplardan, ansiklopedilerden, bulabildiği her kaynaktan dalgaları ve dalgaların neler yapabileceğini araştırdı. Dalgaların, rüzgârın etkisiyle deniz ve okyanuslarda oluştuğunu biliyordu bu araştırmaların öncesinde. Araştırmaların sonrasında ise öğrendiği en önemli şey, dalganın büyük bir enerji potansiyeline sahip oluşuydu. Nisan düşündü. Dünyamızın %70’i sulardan oluşuyordu. Ve suyun doğal gücünden yararlanıp enerji etmek mümkün olabilirdi. Dalgadaki enerji bizim, suyun o muhteşem kuvvetinden faydalanmamızı sağlayabilirdi. Bu gücün bir kısmını bile kullanabilirsek ülkemizin büyük bir kısmının enerji ihtiyacını karşılamak mümkün olacaktı. Çünkü dalga enerjisinin en önemli özelliği büyük miktardaki bir enerjiyi küçük bir alandan elde etmesiydi.
Nisan büyüdü. Üniversitede “dalga enerjisi” ile ilgili araştırma ve çalışmalarını sürdürdü. Hedefini çoktan belirlemişti. O, Türkiye’nin denizlerinde dalga enerjisi üretecekti. Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjisinden yararlanılıyordu. Ama bu enerjilerin elde edilebilmesi için büyük alanlara ihtiyaç duyuluyordu. Dalga enerjisinin bu ihtiyacı en aza indireceğini biliyordu. Ayrıca dalga enerjisi, güvenilebilir bir enerjiydi. Çünkü dalganın gideceği yol, rüzgârın yönüne bakarak anlaşılabiliyordu. Ayrıca dalgaların birbirini tetikleyerek çok uzun mesafeleri aldığı da bir gerçekti. Bu uzun mesafeler, deniz yüzeyindeki tüm enerjinin herhangi bir iş yapmadan bize ulaşması anlamına geliyordu.
Nisan, kısa süre içerisinde öğrendiği bu bilgileri ve düşüncelerini uygulama fırsatını yakaladı. Akdeniz, Karadeniz, Ege Denizi’nin en dalgalı bölgelerine dalga enerjisi türbinlerinin yapılabilmesiyle ilgili çalışmalar hazırladı. Bu türbinlerin üzerine konacak araçlar su yüzeyinde dalgayla inip çıkarak türbini çalıştıracak ve böylece elektrik enerjisi üretebilmesi mümkün olacaktı. Hem çevreye zarar vermeyen hem diğer enerji türlerine göre hesaplı hem yenilenebilmesi mümkün olan bu enerji türünü ülkemize tanıtmanın sevinci içindeydi.
Dalgaların gücü ve Nisan’ın merakı, yenilenebilir bir enerji gücünü kullanmamızı sağladı. Enerjiyi verimli kullanmak ya da değişik kaynaklardan enerji elde etmek ülkemizin ufkunu açacak, üretimimizi arttıracak.
Nisan için dalganın gücünü keşfetmek de en az sesini dinlemek kadar güzeldi…

 

Gülin BÜTÜN
MEV Koleji Özel Güzelbahçe İlköğretim Okulu
7-A sınıfı öğrencisi

           Anasayfa | Milli Eğitim Vakfı | Okullarımız | Birimlerimiz | Basında MEV Koleji | Yayınlar | İletişim